Yunan Mitolojisinin Tanrı ve Tanrıçaları

Zeus — Tanrıların tanrısıdır. Uranos’n öldürerek onun yerine geçen Kronos’un oğluydu; öteki tanrılarla uzun bir süre boğuşarak başa geçti, yere göğe söz geçirdi. Atina yakınlarındaki Olympos dağına yerleşti. Orada tahtında oturur, öteki tanrıları kabul ederek onlarla konuşurdu. Zaman zaman da yıldırımdan yapılmış arabasına binerek dünyayı, evreni gezerdi.

Afrodit — Aşk ve güzellik tanrıçası. Bazıları onun Zeus’un kızı olduğunu söylerdi; bazılarına göre de denizköpüğünden yaratılmıştı. Afrodit öteki tanrılardan çoğuyla sevişmiş ve birçok çocuğu olmuştur. Eros bunlardan biridir.

Apollon — Güneş tanrısı. Zeus’un oğludur. Av tanrısı olan Artemis’le ikiz kardeştir. Tarımın, hayvancılığın da tanrısıdır; gençliğin koruyucusudur. Okumaya devam et Yunan Mitolojisinin Tanrı ve Tanrıçaları

Bilecik, Bilecik İli ve İlçeleri Hakkında Bilgi

Bilecik, marmara bölgemizde bir ilimizdir. Kuzeyinde Sakarya, doğusunda Bolu ve Eskişehir, güneyinde Kütahya, batısında Bursa illeri vardır. Yüzölçümü 4 307 km2, nüfusu 225 381 (2010). İl merkezinin yüzölçümü 844 km2, belediye sınırlan içindeki nüfusu 145 126. İl toprakları verimlidir. Tahıl, meyve ve sebze yetiştirilir, hayvancılık, ipekçilik, bağcılık kerestecilik yapılır.

Başlıca akarsuyu Sakarya ve kollarıdır. Karasu vadisi meyve bahçeleriyle kaplıdır. Beylerce üzümü çevrede ün yapmıştır. Eskiden önemli bir ipekçilik merkeziydi. Bugün de ipekböceği yetiştirilir. Bilecik’te bir ipek fabrikası, bir şarap yapımevi, bir de tuğla fabrikası vardır. İstanbul – Ankara demiryolu üzerindeki Bilecik istasyonu, şehre 5 km uzaklıktadır. Osman Gazi, Orhan Gazi camileriyle, Şeyh Edebali türbesi Osmanlılardan kalan ilk eserlerdir.
Bizans döneminde, şehrin bugünkü yerinde Belekoma kalesi vardı. Bu kale 1299’da Osman Bey tarafından alındı. Osmanlı imparatorluğunun temeli bu topraklarda atıldı. Okumaya devam et Bilecik, Bilecik İli ve İlçeleri Hakkında Bilgi

Bingöl, Bingöl İli ve İlçeleri Hakkında Bilgi

Bingöl Doğu Anadolu bölgesinde bir ilimizdir. Kuzeyinde Erzurum, doğusunda Muş, güneyinde Diyarbakır, batısında Elazığ, kuzeybatısında Tunceli illeri vardır. Yüz ölçümü 8 402 km2, 2012 nüfusu 262 263’tür. İl merkezinin yüzölçümü 1 854 km2, nüfusu 129 885’tür. Çok dağlık bir bölgedir. Halk hayvancılıkla geçinir.

2 500 m’yi aşan dağlarında sığ, berrak pek çok göl bulunduğundan bölge Bingöl adını almıştır. Halk dağlar arasındaki vadilerde yerleşmiştir. İlin en önemli akarsuyu Murat suyudur. İklim serttir. Kışlar uzun sürer ve soğuk geçer. İl topraklarının % 12’si ormanlarla, % 70′ i de otlak olarak kullanılan çayırlarla kaplıdır. Bütün toprakların yalnız % 3’ünde tarım yapılabilir. Halk hayvancılıkla geçinir. Okumaya devam et Bingöl, Bingöl İli ve İlçeleri Hakkında Bilgi

Destan, Destan Nedir?

Destan Nedir?

Destan, şiir diliyle anlatılan efsane ya da mitos demektir. Destanın konusu kahramanlık öyküleri olabilir; ulusların, tanrıların, yiğitlerin savaşları, başlarından geçenler olabilir. Bunlar o ulusun bir bakıma tarihini anlatan belgelerdir. Halk edebiyatının en güzel örneklerinde görüldüğü gibi ağızdan ağza dolaşa dolaşa renklenir, her ozan yeni bir ayrıntı ekler. Binlerce ağzın, binlerce kulağın süzgecinden geçen destan bir bakıma arınır, özleşir, yumuşar ve güzelleşir. Çoğunlukla saz eşliğinde türkü gibi söylenirler.

Hint Mitolojisi

Hindistan’da çok çeşitli kültürler bir arada görüldüğü için değişik mitolojiler göze çarpar. Bunların en yaygını Hindu mitolojisidir. Bundaki tanrılarla Yunan tanrıları arasında yakınlıklar bulunabilir. En önemli tanrılardan biri İndra idi; savaş ve fırtına tanrısıydı. Şeytan Vritra bulutları mağarasına kapar; bu yüzden yağmur yağmaz. Dünyayı İndra kurtarır; şeytanı öldürür, bulutları çıkarır. Okumaya devam et Destan, Destan Nedir?

Hint Mitolojisi, Hint Mitolojisi Nedir

Hindistan’da çok çeşitli kültürler bir arada görüldüğü için değişik mitolojiler göze çarpar. Bunların en yaygını Hindu mitolojisidir. Bundaki tanrılarla Yunan tanrıları arasında yakınlıklar bulunabilir. En önemli tanrılardan biri İndra idi; savaş ve fırtına tanrısıydı. Şeytan Vritra bulutları mağarasına kapar; bu yüzden yağmur yağmaz. Dünyayı İndra kurtarır; şeytanı öldürür, bulutları çıkarır. Okumaya devam et Hint Mitolojisi, Hint Mitolojisi Nedir

İskandinav Mitolojisi

Çoktanrılı  ve doğaüstü yaratıklı çağın şiirlerinden ve öykülerinden kuruludur. Öteki mitolojilerde olduğu gibi başka halkların efsanelerinin büyük etkisi göze çarpar. Hıristiyanlıktan geldiği kadar eski Yunan’ın ve Orta Doğunun (Mezopotamya ve Anadolu) mitolojilerinden etkilenmiş yığınla öğe vardır. Sayısız tanrı arasında Odin büyünün ve şiirin tanrısıydı. Okumaya devam et İskandinav Mitolojisi

Efsane, Efsane Nedir, Mitos, Mitos Nedir

Efsane, halkın ağzında dolaşan, olağan dışı kahramanlarla, olaylarla bezenmiş hikâyelerdir. Kahramanlar hep üstün kişilerdir; ya bir tanrı kadar güçlenmiştir, tanrılara yaraşır işler yapar, ya da bir tanrıdır. Efsaneler çoğunlukla çok tanrılı dinler zamanından kalmadır. Kahramanlar ya kötü kişilerle ya da canavarlarla karşılaşır, dövüşürler. Başarılması imkânsız işlere atılır, başarırlar. Bazıları aşk öyküsüdür; bununla birlikte serüven o kadar akıl almaz olur, sevgililer öyle güçlüklerle karşılaşır ki efsaneleşirler.
Tarihin çok eski çağlarından kalmış olan ve inanış haline gelen efsanelere mitos denir. Mitoslar çoğunlukla dünyanın ve insanların yaradılışı konusunu işler; tanrılarla insanlar arasındaki ilişkiyi anlatır. Mitosların tümüne mitoloji denir. Mitoloji sözü ayrıca mitosları inceleyen bilgi kolunun da adıdır. Mitoslar ve efsaneler halkların hayallerinden yarattığı eşi bulunmaz, hoş öykülerdir. Bunlar ulusların sevinçlerini, üzüntülerini, korkularını ve tasalarını dile getirir. Okumaya devam et Efsane, Efsane Nedir, Mitos, Mitos Nedir

İkinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşına Katılan Ülkeler

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI

Japonya’da, İtalya’da ve Almanya’da birbirine benzeyen, baskıcı güçlere dayanan rejimler belirmişti. Hepsinin de saldırgan amaçları vardı. Japonlar Mançurya’yı işgal ediverdiler. İtalyanlar Habeşistan’a girdiler. İspanya’da ise, kurulmuş olan cumhuriyetçi rejime karşı kralcıların ayaklandığı sırada, İtalya ve Almanya kralcıları desteklediler ve II. Dünya Savaşı’nda kullanacakları bazı yöntemleri savaşta denediler. Bu saldırılara karşı bir şey yapılmadı. Almanya’nın silahlanması uzaktan izlendi. Dünya bir uçuruma gidiyordu; öteki devletlerin beceriksiz yöneticileri bütün uyarmalara gözlerini kapıyorlardı. Hatta bu arada savaşın başlamasından 5-6 yıl önce Atatürk bu gidişin nasıl bir felâketle sonuçlanacağına dikkati çekmiş ve yabancı bir gazeteciyle yaptığı konuşmada bu görüşünü yabancı ülkelere duyurmak istemişti.

Almanlar Ren Bölgesi’ne giriyor, Avusturya’yı denetimi altına alıyordu. Öteki devlet adamları bu hareketi durduracakları yerde Hitler’in Çekoslovakya’dan istediği bölgeleri armağan verir gibi uzatıyorlardı. Alman Nazi Partisi açıkça ırkçı bir yol tutmuştu ve Yahudilere büyük baskı yapmaktaydı. Gene susuldu, görmemezliğe gelindi. Hitler de bu azgın saldırganlığına kimsenin bir şey diyemeyeceğinden emin olarak Polonya’ya saldırdı (1 Eylül 1939). Böylece II. Dünya Savaşı başlamış oldu. İngiltere ve Fransa hemen savaş ilân ettiler. O sırada Rusya’nın başında bulunan Stalin de Almanlarla yaptığı ve bütün dünyayı şaşırtan bir saldırmazlık antlaşmasına dayanarak sessiz kaldı, hatta Polonya’yı işgal ettirerek Almanlarla bölüştü. Okumaya devam et İkinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşına Katılan Ülkeler

Dünya Savaşları, 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı

Son 100 yıl içinde dünyamız iki büyük savaş gördü. İkisi de yıllarca sürdü, ikisinde de büyük halk kütleleri, birçok ulus savaşa katıldılar ve savaşın etkilerini yaşadılar. Savaşlar büyük yıkım yaptı, büyük felâketlere sebep oldu. Milyonlarca insan öldü; sayısız şehir yerle bir oldu. Eski savaşlara kıyasla bütün dünyayı ateşlere ve ölüme buladığı için bu savaşlara Dünya Savaşları dendi. Birinci savaş 1914 ile 1918 arasında oldu; İkincisi de 1939 ile 1945 arasında yer aldı. Okumaya devam et Dünya Savaşları, 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı

Edebiyatın Türleri, Nesir, Nazım, Fıkra, Anı, Destan

Edebiyatı sözlü edebiyat, yazılı edebiyat diye ikiye bölebiliriz. Böyle bir ayırımın yanında biçimle ilgili bir bölümleme de yapılabilir. Bunlar nesir ile nazım’dır.

Nesir, düşüncelerin dil kurallarının getirdiği düzen içinde düz olarak anlatılmasıdır. Nazım ise kelimelerin durgu, hece uzunluğu ve vurgu gibi özelliklerine yani vezine dayanan bir çeşittir. Şiirler, destanlar, manzum tiyatro oyunları nazımın en güzel örnekleridir.

İlk edebiyat eserleri daha çok nazım türündeydiler. İlk çabaların sözlü edebiyat çerçevesi içinde olduğu düşünülürse şiirin, destanın akılda daha kolaylıkla kalmasından dolayı nazmın öncelik kazanmış olması akla yatkın gelir. Okumaya devam et Edebiyatın Türleri, Nesir, Nazım, Fıkra, Anı, Destan