BİLİM HAKKINDA BİLGİ

BİLİM

Çevremizde olup bitenleri, değişik varlıkları anlamak ve tanımak için belli bir düzen içinde ve metotlu bir şekilde toplanan bilgilerin bütünü. Yeryüzünde hiçbir şey rastlantı sonucu olmaz. Meselâ, yağmur yağması, şimşek çakması, taşın düşmesi, kuşun uçması rastgele şeyler değildir. Bunlar sık sık belirir. Yağmur ancak çok bulutlu günlerde görülür; bulutsuz günlerde şimşek çaktığı hiç olmaz. Demek ki bulutlarla yağmur ve şimşek arasında bir ilişki var. Eski insanlar bu ilişkileri bir takım doğa dışı olaylarla açıklıyor, mesela şimşek çakmasının kötü ruhları cezalandırmak demek olduğunu sanıyorlardı. Bunun gibi açıklamalar insanların akıllarından çok duygularıyla uydurdukları masallardı. Daha sonraki zamanlarda insanlar bu olayları başka türlü açıklayabileceklerini anladılar; olayları gözlemeye, ölçmeye, deneme yapmaya başladılar; başkalarının çalışmalarından yararlandılar. Böylece elde edilen bilgilerin birikmesinden tutarlı, akılcı, gerçeğe ve doğaya uygun açıklamalar belirdi; olayların yasaları ortaya çıktı. İşte böyle, denemeye, ölçmeye, incelemeye vs araştırmaya dayanan, olayların yasalarını bulmaya çalışan bilgilerin tamamına bilim diyoruz.

Çok eski çağlarda bu bilgiler çok çeşitli olmadığından insanlar hepsine birden merak duyabiliyor ve hepsinde de çalışma yapabiliyordu. Bir felsefecinin fizikle, biyolojiyle ve yıldızlarla uğraştığı çok görülen bir olaydı. Zamanla bilgiler o kadar çoğaldı ve o kadar derinleşti ki, bir kişi tümünü bilemez duruma geldi. Böylece bilimler konuları bakımından ayrılmaya vs kendi yollarında ilerlemeye başladılar. Bugüne kadar öylesine geliştiler ki çoğu zaman aynı bilim içinde çalışan bilginler birbirlerinin konularına yabancı kalırlar.

Bilimdeki uzmanlaşmak ihtiyacı, ister istemez sınıflandırma tasasını yarattı. Değişik çağlarda değişik sınıflandırmalara gidildi. Bugün en yaygın durumda olan sınıflama, bilimleri üçe ayırmaktadır:

a) Soyut bilimler,

b) Doğal (tabii) bilimler

c) Sosyal bilimler. Soyut bilimler daha çok soyut kavramlara dayanan bilimlerdir. Bunların arasında matematiği, mantığı sayabiliriz. Sosyal bilimler insanın davranışlarından doğan ve toplumlar halindeki birleşmesinin sonucu olan konularla ilgilenirler. Psikoloji, toplumbilim (sosyoloji), antropoloji, dilbilim hep bunlardandır.

Genellikle bilim dediğimiz zaman akla gelen doğal bilimler ise iki bölüm olarak düşünülür. Bunlardan birincisi canlı varlıkların yapısıyla ve yapının özellikleriyle ilgilenir; bunlara biyolojik bilimler denir. Ötekiler cansız varlıkların yapısını, uydukları yasaları gözden geçirir. Bunlara da fizik bilimler denir. Fizik ve kimya bu türün örneklerindendir.

Yalnız çağımızdaki son gelişmeler bu ayırımların ne kadar sözde ayırımlar olduğunu göstermiştir. Özellikle bilimlerin kendi aralarında dallara ayrılması sınıflandırma işlerini daha da karıştırmıştır. Meselâ jeoloji çok zaman fiziğin, kimyanın ve biyolojinin yöntemlerini (metotlarını), elde etmiş olduğu sonuçları kullanır. Öbür yandan psikolojiyle biyolojik bir bilim olan fizyoloji insan davranışlarından bazılarını, meselâ duyu organlarını incelerken birlikte çalışmak zorundadırlar. Hatta bir alanda yapılan çalışmalar başka alanlarda çığır açmaktadır. Meselâ Pavlov adlı bir fizyoloji bilgini yüz yılın başlarında hayvanların sinir sistemleri üzerinde araştırmalar yaparak, tepkelerini (refleksleri) incelemişti. Buluşları hem psikolojide, hem de eğitimde devrim yarattı.

Bu ilginç durumun sonucu olarak birbirinden kopmuş duran çeşitli bilimler çağımızda yeniden yaklaşıp kaynaştılar. İki, üç bilimde birden çalışma yapan, ya da çalışmaları iki, üç bilimin konusu içine giren bilginler sık sık görülen bir olaydır.

Bilim

Bilim

 

Tagged under: , , , , , ,

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Back to top